Çölyak Hastalığının Tarihçesi

Çölyak Hastalığının Tarihçesi

Bilindiği üzere toplumda bazı bireylerde kalıtsal nedenlerden ötürü çölyak hastalığı görülmektedir. Bu hastalık, ince bağırsaktaki bazı yapıların tahribatı sonucu meydana gelen bir rahatsızlıktır. Günümüzde popüler olan ve çoğu bireyde görülen bu rahatsızlığı tetikleyen en önemli etken gluten proteinidir.

Bu proteinin tüketimi ile birlikte çeşitli problemlerin çıkması insanların yaşam kalitesini düşürdüğünden günümüzde büyük bir problem halini almıştır. Bu hastalığın tedavisi ise diyetle mümkün olmaktadır. Peki bu hastalık ilk ne zaman keşfedildi ve ne zaman insanların hayatında gündem oldu? Çölyak hastalığının tarihçesi ile ilgili farklı kaynaklarda bazı bilgiler bulunmaktadır.

Bu bilgilere göre Çölyak hastalığı ilk kez  2. yüzyılda Kapadokyalı Aretaesus’un kitabında geçmiştir. Bu kelime İngiliz literatürüne ‘’Celiac’’  Türk literatürüne ise ‘’Çölyak’’ olarak geçmiştir. Bugün ise bildiğimiz manasıyla çölyak hastalığı ilk olarak Samuel Gee tarafından tanımlanmıştır.

Temel olarak çölyak hastalığı, insanoğlunun tarıma geçmesiyle birlikte insan hayatında yerini almıştır. İnsanlar işledikleri ürünlerin tüketimine başlayınca bu sorunla karşı karşıya kalmış olabilirler. Lakin bu hastalık 1888 yılına kadar bilinmiyordu. Samuel Gee bu alanda çalışmış önemli bilim adamlarından birisidir. 1888 yılında çeşitli testler ve deneylerle böyle bir hastalığın olduğunu kesin olarak kanıtlamıştır.

Teknolojinin ve bilimin gelişmesiyle birlikte çölyak hastalığının tanısı daha kolay bir hale gelmiştir. Bu hastalığın tespit edildiği günden bu yana üzerinde çok fazla çalışmalar yapılmıştır. Tarihin eski dönemlerinden beri varlığı bilinen bu rahatsızlığın tarıma dayalı beslenen toplumlarda oldukça sık görüldüğü düşünülmektedir.

İlk olarak 1888 bir patolog olan Samuel Gee’nin tespit ettiği çölyak hastalığının gluten ile arasındaki bağlantı Willem Karel Dicke tarafından 1941-1950 yılları arasında saptanmıştır.  Willem Karel Dicke, Çölyak hastalığının tarihçesine önemli bir katkıda bulunmuş ve sorunun kaynağının buğday unundaki gluten proteininde olduğunu fark etmiştir.

Hastalığın kandaki bağlantılarının dünyanın her yerinde benzer şekilde saptanması, görüş birliğini de beraberinde getirmiştir. Bazı bölgelerde gluten hassasiyetinin az olduğu da saptanmıştır. Tarihsel süreç içerisinde araştırmacılar, bu bölgedeki insanların beslenme koşullarına dayanarak, bu bölgelerde gluten hassasiyetinin az olmasının nedenini beslenme faktörüne dayandırmışlardır.

Beğen  
Etiketler
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir